Dr. Mehmet Öz’ün Otomobil Anıları

“Bunun basit, sorunsuz bir manevra olacağını düşünmüştüm.”

Amerika’nın en ünlü kalp cerrahlarından ve zayıflama konusunun karizmatik uzmanı, “The Dr. Oz Show” adlı TV programının sunucusu, Columbia Üniversitesi öğretim üyelerinden Türk asıllı Amerikalı doktor Mehmet Öz ilk trafik kazasını bu sözleriyle özetledi.

Bu anısının kahramanı ise ise bir hasta değil, babasının 1970 model Porsche 911’i.

Ehliyetini aldığı hafta yeteneğini babasının arabasını kullanarak kanıtlamak isteyen Dr. Öz, babasından anahtarı istemek yerine, “hafif eğimli” garaj yolunda arabayı iterek çalıştırmayı ve sonra da içine atlamayı tercih etmişti.

Ancak motor çalışmadığı için Porsche’nin direksiyon kilitli kalmıştı ve frenleri de tutmuyordu. Geleceğin ünlü doktoru, giderek hızlanan arabanın içine atlamayı başardı ve araç garaj yolunun sonundaki bayırdan aşağı yuvarlandı.

Neyse ki 16 yaşındaki acemi sürücü şanslıydı. Porsche bir ağaca  çarparak durabildi ve bir yamacın kenarında, bir tekerleği asılı olarak kaldı. Doktor Öz bir sıyrık bile almamış, Porsche de çok hafif hasar görmüştü. Böylece geleceğin ünlü doktoru ve TV yıldızı, daha motoru bile çalıştırmadan ilk trafik kazasını yapan bir sürücü olarak neredeyse tarihe geçti.

“Babam yanıma geldiğinde, size anlatamayacağım kadar öfkeliydi.” Televizyon programlarında, hiç bir konuda konuşmaktan ve espri yapmaktan sıkılmayan Öz, ilk kazasını da bütün çıplaklığıyla paylaşmaktan korkmadı.

Bir tıp bursuyla Amerika’ya gelen Dr. Mustafa Öz’ün, en büyüğü Mehmet olan üç çocuğuyla ilgili beklentileri oldukça yüksekti.

“En azından arabayı sürebilmiş olsaydım, hiç olmazsa kaza yapmak için bir nedenim olacaktı ve tam bir acemilik hatasıydı” Böyle diyordu Dr. Mehmet Öz, ya da Amerikalıların deyişiyle “Dr Oz”.

On yıl sonra üniversitede eğitimine evam ederken, babasından aldığı beşbin borçla 1986 model Bir Toyota Tercel sahibi oldu. Babasının parayı verirken temel şartı, arada sırada da olsa eve gelmesiydi.

Tıp tahsilinin başında evlenen Dr Öz, bu araba sayesinde hamile karısının her an yanında olma fırsatını elde etmişti. “Basit, ama çok güvenilir, ekonomik bir araçtı, bu arabayı çok sevmiştim.”

Üniversite yıllarında otomobil yerine sık sık bisikleti tercih eden Öz, New Jersey’de otururken Manhattan’daki hastaneye de her fırsatta bisikletle gittiğini, zaman içinde acil vakalara müdahale edecek deneyime ulaştığında, arabayla gitmek zorunda kaldığını belirtiyor.

Doktor Öz’ün kardeşi Seval ise, Google’da iş geliştirme müdürü ve sürücüsüz araç projesinde çalışan ekibin bir üyesi.

“Sürücüsüz bir araç sizi istediğiniz yere götürürken sağlığınız mükemmel olsa bile kaza olasılığını azaltarak sizi korur ve bence bu muhteşem bir fikir. Yaşlanan, fiziksel hareket yeteneği kısıtlanan nüfus açısından bu fikir bir dönüm noktası olarak bile kabul edilebilir.”

Uzın yaşamanın sırrını iyi beslenme ve eksersiz olarak özetleyen Dr Öz, trafikte sıkışıp kalmış bir araçta, fiziksel olmasa da beyin eksersizi olarak çok şey yapılabileceğini, bulmaca çözmenin bunlardan sadece giri olduğunu belirtiyor.

Otomobil teknolojisi bugün müthiş bir düzeye ulaşmış olsa da Doktor Öz, ilk kazasını yaptığı Porsche’yi, o arabanın motorunu kurcalayışını, direksiyona geçtiğinde duyduğu büyüleyici motor sesini hiç unutmadığını vurguluyor.

7 Kasım 2013