20 SAATLİK ÇİFTE KUTLAMALI MACERA. 5 Kasım 2009

 

Chrysler’in minivanı icat ederek otomobil tarihinde yeni bir sayfa açmasının gümüş yıldönümü.  Bu yeni konseptle birlikte o tarihte düzlüğe çıkan firma, yirmibeş yılda 12 milyondan fazla; Chrysler, Dodge ve Plymouth marka minivan satmış olsa da bugün yine sorunlara gömülü ve yeni bir yapılanmanın eşiğinde.

Ben ve arkadaşım Cihan, 29 Ekim sabahı, bu 12 milyon küsur araçtan biri olan 2007 model Dodge Grand Caravan aracımızla sabah 6.15’te Ontario, Mississauga’dan Quebec, Montreal’e doğru yola çıktık.

İki kişi olduğumuzdan, 403 No’lu Otoyolda HOV (birden fazla yolcunun olduğu araçlara mahsus) şeridini kullanarak sabah trafiğine yakalanmadan Toronto’nun doğusuna geçtik.

401 numaralı Otoyol (Highway 401), Kanada’nın en önemli ulaşım arteri. Diğer adı, Afganistan’da hayatını kaybeden hemen hemen bütün Kanadalı askerlerin cenazeleri bu yoldan geçtiği için Kahramanlar Otoyolu (Highway of Heroes). Resmi hız limitinin 100 km, tolerans limitinin ise 120 km olduğu Ontario’da, oto pilotu 115 km’ye programladık. Bu hızda giderken, Dodge’un 3,3 litrelik V6 motoru dakikada 2500 devri pek aşmadı. Tünelsiz, viyadüksüz ve az virajlı, Kanada’nın en ve ikinci büyük şehrini bağlayan Highway 401, neredeyse sonsuz uzunlukta bir taşıma bandı gibi arabayı alıp götürüyordu sanki.

Odessa’da, fiyatı uzun süredir 1 CAD’in (takriben 140 kuruş) üzerine çıkmayan 87 oktanlık benzinle 76 litrelik depoyu doldurduktan sonra, çift şöförle yol almanın avantajını da kullanarak takriben 460. kilometrede Ontario-Quebec sınırına ulaştık.

Quebec, bir zamanlar Kuzey Amerika’nın efendisi olan Yeni Fransa’dan bugün geriye kalan bölüm ve Kanada Konfederasyonu’nun dört kurucu eyaletinden biri.Quebec’in ve özellikle Montreal’in, aynı zamanda, Kanada’nın farklı, en Avrupalı ve Akdeniz genleri taşıması nedeniyle bu ülkenin bize en yakın yüzü olduğunu söylemek de yanlış olmaz.

Saat 14’teki randevumuzdan önce, 12.30 civarında “Kanada’daki İstanbul” diyebileceğim bu şehrin merkezindeki bir yemek molası için zamanımız vardı. Navigasyon cihazımıza,Montreal ile bütünleşmiş bir mekanın adresini girdik.

565 kilometrelik yolculuğun sonunda, Montreal’in merkezindeki ünlü “et dumancısı” Schwartz’a ulaştık.

1928 yılında,Romanyalı Musevi olarak Kanada’ya göç  eden Euben Schwartz ‘ın kurduğu bu restoran, 80 yılı aşkın bir süredir aynı reçete ile ve herhangi bir katkı maddesi kullanmadan dumanda pişirilmiş et satıyor. Ben burayı en çok, bizdeki Sultanahmet Köftecisi’ne benzetiyorum. Herhangi bir saattte rezervasyonusuz olarak gidip (zaten rezervasyon kabul edilmiyor), gerekirse kapıda bekleyerek hızlı bir biçimde lezzetli bir yemek yiyebileceğiniz, adı Montreal ile bütünleşmiş bir sembol mekan.

Kapıda kısa bir bekleyişten sonra süratle dumanlanmış et (orijinal adıyla: Montreal smoked meat) ve hardal soslu sandviçlerimizi yedik ve önce sağlı sollu park etmiş arabalarla iyice daralmış ara sokaklardan Sherbrooke Bulvarı’na oradan da tekrar otoyola ulaştık.

Rigaud civarındaki ikinci benzin molasından sonra başkent Ottava’ya yöneldik. Yolda kısa bir mola verip, Büyükelçilikteki davete uygun şekilde kıyafet değiştirdik. Ve şehre girmeden önce  Macdonald-Cartier Havaalanına uğrayıp, Türkiye Büyükelçiliği’ndeki resepsiyona katılmak üzere Toronto’dan uçakla gelen dostumuz Chantal’ı karşıladık.

Ontario-Quebec sınırında yer alan başkent Ottava’nın zarif köşelerinden Rockcliffe Park’taki Türkiye Büyükelçiliği Rezidansı’nın önünde bir park yeri bulmak, biraz erken gelmemizin ödülü oldu. Bu anda günlük km sayacı 791’i gösteriyordu.

Her Cumhuriyet Bayramı’nda, büyükelçiliğimizdeki resepsiyona katılmak, bizler için anavatana yapılmış iki-üç saatlik hızlı ve yoğun bir ziyaret tadındaydı. Sayın Büyükelçinin samimi ev sahipliğindeki oldukça kalabalık davette, Türk ve yabancı pek çok dost ve tanıdık ile laflayıp Türk mutfağını layıkıyla temsil eden menünün tadına bakarak zamanın nasıl geçtiğini anlamadık.

Ve yolculuğun son 476 km’lik bölümü için 21 sularında direksiyona önce ben geçtim. Yine dönüşümlü olarak ve son benzin molası dışında hiç durmayarak yol aldık. Toronto’ya yaklaşırken ve Cihan’ın pilotajında Grand Caravan, tam 50bin km’yi gördü ve büyükelçilikteki ortamın aksine, çok sessiz bir kutlamayı da yolda gerçekleştirdik.

Ve sabaha karşı 2.15’te evin garajında kontağı kapattığımda, yola çıkalı tam 20 saat ve 1267 km olmuştu. İki eyalet ve iki şehirdeki toplam üç randevumuza tam zamanında yetişmiş, iki çok farklı kutlama yapmış ve bugünkü misyonumuzu başarıyla tamamlamıştık.

Bu sorunsuz yolculuktaki ortalama sarfiyatımız 100 km’de 11,5 litre oldu. Sabit ve makul hız ve oto pilot kullanımı, bu sonuca önemli katkı sağladı. Ve bu gezi, 24 saatten az bir zamanda katettiğimiz en uzun mesafe olarak kişisel rekorumuz oldu.